BAYRAMINIZI KUTLAMAK İÇİMDEN GELMİYOR.

12/10/2007

        BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN DİYEMİYECEĞİM.Aldığımız şehit haberleri ile tam 3 gündür migren krizindeyken serumlarla ayağa kalkıp işe giderken kimsenin bayramını kutlamak içimden gelmiyor.Tamam ateş benim ocağıma düşmedi Rabbim de iyşallah düşürmez,bu yaşarken çok büyük bir imtihan Allah kimseyi böyle imtihana çekmesin ama ne farkeder ki bir sürü kan ağlayan yürekler varken benim yüreğimde onlarla ağlıyor.Kendime teselli vermeye çalışıyorum yapma gönlüm diyorum fidanlar en büyük mertebelerden bir mertebeye ulaştılar.Sevgili hocamın deyimi ile onlar bugün peygamberimle bayram yapıyorlar.Rabbimin semada adını adının yanına yazdığı Resulullah efendimiz bile torunları şehit olunca o mübarek gözyaşları inci tanesi gibi süzülüp gelmiş biz aciz kulların bu acılara dayanması çok zor.YETER AMA YETER YA.

       Başbakanın bayram mesajı evet sevgili vatandaşlarım buruk bir bayram kutluyoruz fakat teröre enkısa zamanda çözüm bulacağız sınır ötesi operasyonla bu işi kökünden halledeceğiz.Tabi canım bağıra bağıra biz geliyoruz siz bizi orda bekleyin biz sizin kökünüzü kurutacağız diye operasyona gidilir hatta medya da stratejistler çıkıp nasıl bir strateji uygulayacaklarını anlatıyorlar kampların nereleri nasıl vuracaklarını anlatıyorlar onlarda orda kırmızı halı yolluk sermiş olarak bizim yavrularımızı bekliyorlardır. Boşverin yansın anaların bacıların yürekleri ne olacak ki AH AH... Çektiğimiz ahlarla yıkılır vurulur o dağlar o kamplar.Ayrıca bu Amerika da onaylanan ermeni tasarısı yani bizim yapmadığımız ama ısrarla ermeni soykırımını gerçekleştirdiniz diyen ve onaylayan ülkeler böyle bir soykırım yapmadık bunu tüm Türkiye Allahın bir olduğunu bildiği kadar biliyor tabi Orhan Pamuk hariç diyelim ki biz bir soykırım yaptık sizin gibi densizlere aldığım bir mail örneği ile cevap yazmak istiyorum.

      İstanbul da bir resepsiyon verilir.Bütün ülkelerin büyük elçileri davet edilir.Davet güzel devam etmektedir fakat İngiliz ateşesinin bakışları Atatürk'ün gözünden kaçmaz.Davet boyunca kendisine dik dik bakmıştır.Ne olduğunu anlamak için yaverini gönderir.Yaver Mustafa Kemal'e şöyle der:

    -Paşam kensine neden ters bir tavır takındığını sordum. Oda bana Atatürk'ün Çanakkele de babasını öldürdüğünü söyledi.

      - Atatürk te derki:-Git sor bakalım babasının Çanakkele de ne işi varmış? Bilmem anlatabildim mi?

  Çok sinirliyim çok kötü şeyler yazacam ama ulan densizler siz ermenilerin Türk topraklarında ne işiniz var ha yolunuz bir ara bizim buralaramı düştü yoksa? Yıllarca bu toprakların ekmeğini yeyin bide pay isteyin vermeyince emellerinize ulaşamayınca bizi katlettiler diye kendinizi parçalayın ne işiniz vardı burda bu topraklar bağrında nice milletten insanları besledi barındırdı ekmek,aş,iş sahibi yaptı insanları insan olduğu için değer verdi işte bu ya iyilikten maraz doğar diye buna derler sizin kanınız başka yılan kanı var sizde! Tüm dünyaya kendinizi haklı çıkartsanızda ama asla ve bu ülkeden ne bir karış toprak alamayacaksınız veya ne istiyorsanız alamayacaksınız hadi hadi başka kapıya başka kapıya hiç uğraşmayın. Amerika aklımdasın unuttum sanma senin hakkın saklı duruyor

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

HAYATA SAVURDUKLARIMIZ

2/9/2007

ÇAĞLAYAN SULAR

Günlerden bir gün, günlerden bir gün

Gözyaşlarımla başbaşa olduğum bir gün,

Bir ses duydum önce,

Hızla çarpan kalbimin sesi sandım.

Sonra anladım yere damlaya gözyaşımın sesi,

Dile gelmişlerdi gözyaşlarım,

İçlerinden bir temsilci seçerek,

Bir gün sende anlayacaksın diyordu.

Sende anlayacaksın kıymetimizi,

Bizler senin sandığın gibi boş saçma

Kendiliğinden çağlayan sular değiliz.

Sanma ki kalbinin sesini duymadık.

Niye bu kadar çoksunuz?

Niye bukadar çok çağlıyorsunuz?

O kahverengi iri gözlerine sordun mu bizi?

Onlar olmazsa ya bir gün onlarda beni bırakırsa,

Ben ne yaparım?

Gözkapaklarımı kim çalar?

Beni kim anlar?

                                                                         Yazan:BEN

 

         Ben bu şiiri yıllarca önce yazmıştım.Geçen sene göz doktoruna gittim. Çünki gözlerimin içine önce biber atmış gibi yanıyor.Sonrada gözlerim akmaya başlıyordu.

           Neyse doktor benim gözyaşı damarlarımın kurumaya başladığını hava şartlarından etkilenip aktığını söyledi ve bana suni gözyaşı ilacı verdi.İlaç küçücük bir ilaç ama ben bu ilacı öyle aradım ki sanki ilaçta kıtlık var......Ankara kazan ben kepçe ne var ben suni gözyaşı arıyorum.Benim de gözümün başına gelmeyen kalmadı.Yiğenim çocukken onunla oyun oynarken oyuncak kılıcını gözüme soktu gözümde iç kanama oldu. 10 gün yine bandajlı gezdim. Ha sadece gözlerim böylede kalmadı.Bu senede tam vizelerin ortasın da hırkamın fermuarını sol gözüme sokma başarısını gösterdim, fermuar kırıldı 1 hafta gözüm bandajlı gezdim.Yakında tır girerse şaşmıycam. Neyse ben bunları niye yazdım nerden estiler bana.Bugün yine sabah güzelce makyajımı yaptım evden çıktım bi rüzgar esti haydaaa benim göz akmaya başladı yolda rezil oldum makyajım olduğu gibi aktı tabi ki ben mübarek suni gözyaşı damlasımı kullanmamıştım.

     Eeee... kızım dedim sen herşeye böyle oturur ağlarsan gözyaşlarının bir gün biteceğini aklına bile getirmezsen hoyratça kullanırsan böyle olur daha hayatta kimbilir daha nelerin biteceğinin farkında değiliz ve daha kim bilir neleri hoyratça kullanıyoruz....

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

BİRAZ DA GÜLELİM

31/7/2007

İnternet Cafecileri Çıldırtan Sorular

 

1-Bilgisayarda çalışan öğrencinin elektrik kesildikten 15 dakika sonraki sorusu;
- Elektrik mi kesik?

2- Boş bilgisayar yok mu?
- Yok
- Hiç mi yo
k?

3- Word''lü bilgisayar var mı?
- Hayır çilekli ve vanilyalı var sadece
.
4-Çıkıntı alabilir miyim? (Printerdan çıktı almak için )
- Çıktı versek
5- Çıktılar hep siyah beyaz mı oluyor?
- Hayır ara sıra yeşil üzerine eflatun ördek desenli de çıkıyor
.

6- 14 numaralı bilgisayar çok salak yaaaaa....
-Rahmetli babasıda öyleydi,babasına çekmiş
7- Bilgisayar alabilir miyim?
- Tabi 1 mi olsun, 1,5 mu?
8- Internet geri geldi mi?
-Gitti hala dönmedi,kayıp ilanı verdik,aranıyor

9- İçeriye yiyecekle girme lütfen arkadaşım!..
- hemen çıkıcam...
- E herhalde çıkacaksın. Yatıya gelmedin di mi?
10- Masa alabilir miyim?
- Alışveriş Sitelerinden bulabilirsin
11- Word''un olduğu bir yere oturup yazı yazabilir miyim?
- Word''e sor kabul ederse oturursun.
12- Internet hala gidik mi?
- Hayır gelik.
- Hii?!
13- Bilgisayara disket sokabilir miyiz?
- Sebep ?
14- Printer sayfası ne kadar?
- 40 bin
- 25''di artmış di mi?
- Aferin
15- Bir word''lü birde internet''li bilgisayar alabilir miyim?
- Ortaya karışık yaptıralım istersen
16- Internet kesik mi?
- Kesik
- Hepsinde mi kesik?
- Hayır.. Sırayla gidiyor..1 kesik 1 bağlı....

17- Bilgisayarda ne yapabilirim?
-Valla bilmiyorum senin yeteneğine kalmış

18- İnternete giricem.. ilk defa geliyorum
- Heyecanlı mısın?
19-Yazıcı çalışıyor mu?
- Hayır bugün izinli..
- Nasıl yani???
20- İnternete girmek istiyorum.. Girebilir miyim?
- Tabii ama bu kıyafetle giremezsin.. Üstünü değiştirmen lazım
21- Monitörün üzerinde takılı duran kağıt tutacağını gören öğrenci;
- Hocam bu dikiz aynası mı?
22- Öğrenci bilgisayar kartı almak için numara soruyor;
- 3 ve 4 arasında en iyisi hangisi?
- Valla 3.5 ve 3.7 en iyileri...
23- Yer var mı?
- Var.. Pencere kenarı mı olsun koridor mu?
- Hii?.
24-Bu mouse un niye topu yok??(optik mouse)

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

BUNLAR HEP SEVGİ ADINA SÖYLENMİŞ SÖZLER YA KABUL EDERSİNİZ YADA

10/7/2007

              Kisi sevdiğiyle olmak ister!.

       Sevdiğinin hâliyle hâllenir; Sevgisi kadariyla, onunla yaşar!. Sevğinin ne oldugunu tam olarak bilemedigimiz için, çoğunlukla, "beğeni" ile "sevgi"yi birbirine karıştırırız.. "Beğeni" yanında "sahip olma" arzusuyla açığa çıkar!. Bir nesneden hoşlandığında, beğendigin şeye sahip olmak ve üzerinde tasarruf edebilmek arzusuyla yaşarsın; Bu tüm mahlukatta çok yaygın bir duygudur!. Kimi, beğendigini cebine sokar; kimi beğendiğine tasma takıp yanında taşıyarak onunla hava atmak ister; kimi yakalayıp inine sürükler; Her mahlûk yaradılış fıtratına göre, beğendiği üzerinde tasarruf etmek ister. "Sevmek" ise bundan çok farklıdır; Sevince, yanlızca sevdigin için yaşamak istersin!. Yalnızca yanında olmak, yalnızca onun olmak, yalnızca onun zevk aldığıyla zevk alıp, sevmediğinden kaçmak istersin! Sevdigin öylesine sarmıştır aklını, fikrini, ruhunu ki, her şey sana, onu hatırlatır; yanında iken bile onun içinde olmak istersin!; Yakınlık bile uzak gelir sana!; Sen kaybolursun, sende; sevdigin kalır yalnızca, beyninde!.. Onun bakışıyla bakar, onun değerlendirmesiyle değerlendirir, onun diliyle konuşmaya başlarsın!. Gözün ondan başkasını görmez, kulağın ondan başkaşını duymaz, elin ondan başkaşına uzanmaz olur!. Her an sana sahip olmasını; varlığının, tasarrufunun her an üzerinde olmasını, her an seni kucaklamasini istersin!; Bedensel yakınlık bile, korkunç uzaklık gibi gelir sana; ve onunla tek bir beden, tek bir ruh, tek bir şuur olmayı dilersin!. Sevgi, fıtratın müsait ise, sevdiginde yok edesiye yakar seni; ve gün gelir kasında-gözünde, yüzünde-dilinde sevdigini görürler de, "sen o olmusun" derler! Beğenen sahip olmak ister; Seven ise sevdiğinde yok olur; feda eder her seyi sevdiği uğruna!. Bazılarının da sevgi kokusu sürülür üstüne; "aşığım" sanır!. Ama sevdiği uğruna, fedakarlık etmeye gelince sıra, o koku siliniverir üzerinden "kopamama" sabunuyla!. Parasından kopamaz; Mevkiinden kopamaz; Yakınlarindan kopamaz; İçinde yasadığı ortamın güzelliklerinden kopamaz; "Etraf"tan kopamaz!. Derken kusurlar belirmeye başlar sevdiğini sandığının üzerinde; Eksiklikler görmeye başlar başlar, yetersizlikler görmeye başlar; Bunlar önce acıma duygusuna dönüştürür sevgisini; uzaktan acıyarak seyretmeye başlar; Sonra tatlı bir anıya dönüşür, sevgi sandığı duyguları!.

                    Bu tecrübe gösterir ki, onun fıtratında sevgi proğramı yoktur!.. Begeniyi, sevgi sanmıştır!.. Uzaklaşma ondan gelmemiş de, karsısındakinden gelmişse, bu defa "nefret"e döner "beğeni"; ondan intikam alma duygusu gelisir içinde; ve vicdanla intikam dalgalari arasında bir o yana bir bu yana sürüklenir durur; terkedilmişliğin, uzaklasmanın, layık olmadığını yaşamanın sanısı içinde!.. Oysa yanlızca, fıtratında olmayan gerçek sevginin sonuçlarını yaşamaktadır!. Cüzdanı için, güzelligi-yakışıklılığı için, kendisine hoş gelen huylari için, mevkii-koltugu için, ilmi için beğenmistir; sevdigini sanmış; sahip olamayınca da arzusuna erişememenin düş kırıklıgı içinde kopmuş; yalnızca çıkarları doğrultusunda yaşamayı tercih etmiştir;

                          Seven ise göze almıştır kopmayı; Dışlanmayı; Paradan-puldan, namdan nisandan, dosttan akrabadan uzak kalmayı; Fıtratından gelir sevgi!. Kullugu sevmek üzeredir!. Onunla, sevmeyi yaşamak istedigi için yaratmıştır onu Yaratan; O yüzden kopar anadan-babadan; dünyadan paradan! Seven, karşılıksız sever!; Beğenen karşılığını ister! . . . Benim istedigim gibi yaşarsan seni boğarım sahip olduklarıma, der beğenen!.. Onun zaten fıtratında yoktur sevgi, bilmez aşkın ne olduğunu!.. Ne üzere yaratılmışsa, odur tüm mesgalesi; Karınca gibi çalışır; maymun gibi çiftleşir; aslan gibi yavrularına sahip çıkar; Ama pervane gibi sevemez!. Atamaz kendini ateşe!. Sevgi sonunda yanmayı getirir!.. Beğeni ise sonunda kaçmayı!. Beğenen mahlûkat çoğunluğuna göre, "sevgi" delilikten bir türdür!.. Anlamazlar onlar, sevdigi uğruna, etraf ne derse desin deyip, her şarta katlanmayı! Ve "delillik bu" derler; Beğenme bir tür "hobi"dir!; Bazen ömür boyu sürer, bazen bir kaçyıl, bazen bir kaç ay!.. Sevgi bir ömür boyudur!; Bitmez, tükenmez, bazen durulur, bazen coşar ama hiç gerilemez!

                            NE GÜZEL SÖYLEMİŞ    Ahmed Hulûsi

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

7 de 7

7/7/2007

        

         Bugün 7.ci ayın 7.si ve yıllardan 2007 evet ne var bunda denilebilir her sene mutlaka bu şekilde bir gün vardır öyle değil mi? Yoooook öyle değil işte yani benim için öyle değil bu bir tesadüf  olamaz ancak tevafuktur. Aslında ben bugünü yıllarca beklememe rağmen unutmuştum takii.. çok sevdiğim dostumun ablamın mesajına kadar sağ olsun hatırlattı.

           Mutlaka bugün hayatımla ilgili bazı olumlu değişikliklerin olacağını düşünüyordum örneğin bu gün ben kitabımı çıkarmayı planlıyordum elde olmayan sebeplerden dolayı olmadı herhalde bu kitap 2017.yemi ancak yetişir yok canım en kısa zamanda çıkar iyşallah diyelim, sanmıyorum ismini yedili bişey koymam  sadece 2007 için avunduğum,

  Üniversiteden 07.06.2007 de mezun oldum aslında ben liseden de 07.06.lı tarihte mezun oldum.Ne olmuş ki ne var bunda zaten aynı tarihlerde okullar bitmiyor mu? diye düşünülebilir.Hayır ortaöğretimle üniversite aynı zamanda bitmiyor.Önce ben 7.nin bu asal sayının anlamı hakkında biraz elde ettiğim bilgileri de sizinle paylaşmak istiyorum.Bari bugün bloğumda uzuuunca bir yazı yazıyım değil mi  ya!...

   Kuran'ı Kerim’in şimdiye dek incelenen mucizevi özelliklerinin dışında bir de "matematiksel mucize"si var olmaktadır. Bu mucizeye bir örnek, Kuran'daki bazı kelime tekrarlarının verdiği ortak sayıdır. Birbiriyle ilgili bazı kelimeler şaşırtıcı bir biçimde aynı sayıda tekrarlanmaktadır. Aşağıda, bu tür kelimeler ve Kuran içindeki tekrarlanış sayıları verilmiştir. "Yedi Gök" tabiri 7 kere geçer. "Göklerin yaratılışı (halku semavat)"  ifadesi de 7 kere tekrarlanmaktadır.

          Türkler yaşamlarındaki bazı ve rastlantıları dikkate alarak bazı rakamlara dikkat çekmektedirler.Bunlar içerisinde 7 rakamı da bulunmaktadır.Altaylıların bir efsanesine göre Nuh’un tufanının olacağını ilk olarak demir boynuzlu,demir yeleli bir keçi yedi gün dolaşır ve şöyle der:yedi gün zelzele oldu, yedi gün yerden alev fışkırdı,yedi gün kar yağdı,yedi gün fırtına oldu ve yedi gün yağmur yağdı ve yine Nuh’un gemisini yapan yedi aziz kardeş vardı.Efsanelerde de yedi başlı ejderhalardan bahsedilir.Efsane deyip geçmeyelim efsaneler çoğunlukla gerçek olaylara ve gerçekten yaşamış kişilere dayanmaktadır. Bu öykülerin çoğu kahramanca işler yapmış kişilerle ilgilidir .  

       Mitolojide ise sayılar geniş bir yer tutmaktadır.Kutsal yanları olduğu gibi büyüsel, sihirsel,ilahi bir yanları da var olmaktadır

…Dünya yedi günde yaratılmış, yedi gezegen, özellikle de simyacıların yedi metalle yedi gezegen arasında kurdukları bağdan söz edilebilir. Güneş-altın, Ay-gümüş, Jüpiter-kalay, Venüs-bakır, Satürn-kurşun, Mars-demir, Merkür-cıva.

….Türkiye yedi bölgeden oluşmaktadır.Hiç gitmem dediğim şehir İstanbul, gitmem dedim 3 kere gittim 1.sinde 2 ay kaldım ya bide gitmek istediğim şehir desem ne olacaktı ki! Herhalde o zaman yerleşirdim.Hani gitmem dediğim de malum madde boyutundaki şikayetleri, tabii birde mana boyutu var, o dillere destan güzelliği, şarkılara, filmlere konu olmuş taşı toprağı altın o güzelim megaköy yedi tepe değil mi?

……. Dünyanın yedi harikası, ve bu yedi harikasından birisi yani Kapadokya,benim memleketim..

…...........Gılgamış destanında Uruk Kenti’nin yedi bilgeyle yapılışı,

……. Yedi kat cehennem, büyük, küçük ayı takım yıldızlarının yedili oluşu, destanlarda yedi ile anlatımlar, “yedisinden yetmişine” halk söyleşileri, bir adam yedisinde ne ise yetmişinde de aynıdır gibi atasözleri, yediveren gülü gibi bitkisel isimler,

… 7x7/7+7-7= 7 olan bir denklemler bütününde hayatın tüm genel işlemlerini yapıp yine ayakta duracak bir rakamdır yedi,

……Çifte sıfırın ardından geleniyse ajanların en tanınmışı....( 007 )

….....................Gösteri sanatlarında, ya kardeşlere uygun gelin, ya da Hürmüz’e “yeterli” koca....

.....Yine insan başında iki kulak, iki burun deliği, iki göz çukuru ve bir ağız vardır ve toplamları 7 dir. İnsanların her 7 yılda bir hücrelerinin yenilendiği de söylenir.. bu örnekleri çoğaltmak mümkündür

            Benim hayatımda da 7 rakamının yeri başkadır.İllaki burada amacım bir rakama hayatımın tüm anlamını yüklemek değil, ve ben dünyamı yedi sayısının etrafında çevirmiyorum.Sadece bunlar tesbitlerim .Öyle ki eğer bir kronoloji tutarsam.Ben 7,li olan bir tarihte hayata merhaba demişim,okul basamaklarına ilk adım attığım anne kucağından çıkıp öğretmen kucağına koştuğum, koşarken de düştüğüm  anaokulumda numaram 7 sadece 7, ciddi anlamda evet benim okuma yazmayı öğrenmem gerek dediğim ilkokul numaram, 700,ortaokul numaramın içinde 7 rakamı geçmekte lise numaramda yine 7, var üniversite aday numaramda yine 7 var.üniversiteye kayıt olma tarihim 07.09. hayret tercih sırası 7.değil.Kıbrısı merak ediyordum 27.04 te gittim buna keza bir sürü seyehatlarim olmuştur asla tarih planlamadan gidişlerim bunlar hep 7,li rakamlar olmuştur.Tiyatroya veya bir gösteriye giderim biletimde ki koltuk numaram hiç değişmez 7.verirler inanın mübala etmiyorum ve ben 7 olsun demiyorum ki.Bilgisayar operatörlüğü ve muhabe kursuna gittiğim tarih 1997.Sınavlara girerim ya girdiğim tarih yada sonucu 7 .li rakamda açıklanır.Çok sevdiğim anneannemi kaybettiğim tarih 17.12...Ayrıca çok değer verdiğim yakınlarımın kapı numaraları veya telefon numaraları hatta ve hatta evimizin yıllar önce döşettiğimiz parkenin süpürgeliğinde 7 sayısı varmış yerleri temizlerken buradaki siyah şeyi silmeye çalışıyorum çıkmıyor ben ondan inat o benden inat çıkmıyor,bi dikkat ettim tabiki  ne olabilir bana direnen7 sayısıymış yok böyle bişey..

            Hayatımda oldukça ilginç olaylar vardır.Kimisi dramatik kimisi ise, tirajı komik bunlardan en ilginç olanı 17.06.2007 tarihinde yaşadım bir aile dostumuzdan biri ağlayarak benim bir trafik kazasında ölmem nedeniyle aileme başsağlığı dilemek için telefon etti kulaklarımla başsağlığı haberimi duyuyorum. Ölüm tarihim ortadaAllah Allah ben ölmüşüm ya Rahmetliyi nasıl bilirdiniz iyi bir insandı hoca efendi.Hani rahmetli Kemal SUNAL bir filminde kendi cenazesine ağlıyorduya nerdeyse inansam bende ağlayacaktım. Hani bilemiyorum ki uğurlu sayım mı desem uğursuz mu ( 7 ) ve ben arasındaki ilişkilendirmeyi varın siz yorumlayın gayrı..

 

 

 

 

 

 

 

Yorum (3) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki -

HAYATIN TAM ORTASINDAN

BENİ BEN YAPAN HERŞEY

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro